Makineci Kızlar

Bu yazının iş hayatına atılmış, yeni mezun, öğrenci ya da tercih dönemindeki bütün kadınlara dokunması dileğiyle…

Sınava hazırlandığım sene boyunca asla mühendislik okumam diyen ben, yine büyük konuşmuş ve tercihlerin açıklanmasıyla birlikte Makine Mühendisliği sonucuyla baş başa kalmıştım. Üniversite, eğitim basamaklarından ayrı tutulan, hayallerle dolu bir dönemdi gözümde. Eminim çoğu kişi için de öyledir. Tabi ki kimsenin hayallerinin içinde, okulun ilk günü sınıfın kapısından giren kız sayısını saymak yoktur diye düşünüyorum… Kulağa biraz komik geliyor olabilir, sen bir heyecan kalk gel, ilk ders gününde otur kapıdan giren kız sayısını bir bir say.1,2,3,….,9 ve 10. Tamı tamına 10 kızdık. Geriye kalan 70 küsür erkeğin içinde…

Ben kızlarla kurulan arkadaşlıkların içinde barındırdığı küçük kıskançlıkların yanında, erkeklerin samimi arkadaşlıklarına güvenen kesimdenim. Sanırım çevremde sayılı bulunan kız arkadaşlarım da benimle aynı fikirde. Ama yeni bir ortama girince ister istemez arkadaşlık kuracağınız ilk kişiyi hemcinsleriniz arasından seçmek istiyorsunuz. Bu sebeple olacak biz de sınıfımızdaki kız arkadaşlarımla ilk ders arasında bir sohbete dalıp, sonraki ders amfinin orta sırasına bir kız kolonisi kurmuştuk. Birkaç gün bu birliktelik böyle devam ettikten sonra, kafa yapımıza göre de ayrılmalar yaşamış, ister istemez sınıfada alışmaya başlamıştık. Çok şükür ki, “ipini koparmış” tabirini hak etmeyen,bir kızın olduğu ortamda kendi aralarında davrandıkları gibi rahat davranmayan arkadaşlar edindim. Bazısıyla muhabbetim bir selamda kaldı, bazısıyla oturup öğle aralarını geçirecek hoş sohbetler kurdum. Yani koskoca sınıfta bana kalan bir kız, iki erkek arkadaştı. Ergenlikten yetişkinliğe geçiş döneminde en büyük desteği birbirimize sağlayıp, belki de aldığımız en önemli kararlarda fikir alışverişinde bulunmuştuk. 3 yılı çok güzel anılarla doldurduk, saygımız kaldı belki ama bazı nedenlerden dolayı bizim küçük grubumuz da dağıldı.

Dershane hocalarımdan sık sık duyduğum bir cümle vardı, o da üniversite arkadaşlıklarının ne liseye ne de ilkokula benzediğiydi… İnsanları bazen tuhaf bir hırs bürüyordu, bazen fikir ayrılıkları sebep oluyordu arkadaşlıkların saygı noktasında sonlandırılmasına.

Yazının bu kısmına kadar arkadaşlıktan bahsettim, bu işin bir de dersleri barındıran yüzü var tabi ki…

Mühendislik derslerinin zorluğu herkes tarafından kabul görür, ama Makineci Kızlar’ın maruz kaldığı psikolojik baskıya da dikkat çekmek için yazıyorum bu satırları. İlk senede vida, cıvata, yatak diye başlayan terimler sizde soru işareti oluşturabilirken, sınıfınızdaki erkekler bu duruma gayet aşina oldukları için konuyu kavramaları daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Siz hocanın anlattığı konuyu mantığınıza oturtmaya çalışırken, erkekler konu hakkında yorum yapmaya başlıyor bile. Tabi ki bu ilk haftalarda sizi sıkıntıya sokuyor, çünkü durum ne olursa olsun konular ilerledikçe o bilmediğiniz terimler hayatınızdan bir parça olup çıkıyor.

Bu bölümün en tuhaf yanı, bir kadın olarak kendinizi kabul ettirmeniz gerektirdiği sanırım. Mesela bu bölümde “Beyler!” uyarısını üzerinize alınmak zorundasınız. Sınıfta geçen seviyesiz muhabbetleri duymazdan gelmek zorundasınız. Sorunlar okul dönemleriniz içinde kalsa yine iyi, staj yaptığınız yerde kadın mühendis yoksa ve kadın stajyerseniz paydos verdiklerinde fabrikada gezmeye başlayabiliyorsunuz. Anlayacağınız o kadar kadın mühendis mezun edip, inatla kadının varlığını kabul etmeyen bir bölümde görmezden gelinmek gibi rencide edici bir yanı da var bu bölümün.

“E bu kadar sıkıntıya girmene ne gerek var, başka bölüm oku” diyenler elbet olacaktır. O kadar sıkıntının içinde başarabildiğim şeyler olduğu için bu bölümdeyim. Bana destek olan güzel dostlarım olduğu için bu bölümdeyim, son senenin tadını aldığım için bu bölümdeyim. Belki birazcık da piyasada bu bölümü süsleyen kadın olma şansına nail olabileceğim için  “hâlâ” bu bölümdeyim. Evet, azıcık feministlik damarına sahibim, okuduğun için çok teşekkür ederim 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Yazılar

Ağacın Gölgesinde Bir Tahterevalli

Uzun zamandır sesim soluğum çıkmıyordu, buraları da bir hayli boşladım. Farkındayım… İç sesimin kavgası mı desem yoksa hayatımın içinde bulunduğu…

Bambaşka Hayatlara Aralanan Kapılar

Bunca zamandır yazı yazmadım, derdim neydi acaba diye sebep ararken kendimi bu başlıkta buluverdim. Sessizliğimin sebebi kesinlikle kitaplardı. Bende oturdum,…

Kadın

Adına şarkılar yazılmış, yaşantısı dizilere, filmlere konu olmuş nice kadın. Var oluşu kimine göre bir nimet sayılırken, kiminin gözünde de…

O an

Uzun zamandır yazılarımı paylaşmıyorum ve kesinlikle böyle bir yazı yazmayı “planlamamıştım”. Aklımda daha çok motive edici, hayatı organize ederek yaşamak…