O an

Uzun zamandır yazılarımı paylaşmıyorum ve kesinlikle böyle bir yazı yazmayı “planlamamıştım”. Aklımda daha çok motive edici, hayatı organize ederek yaşamak gibi konular vardı. Geçmiş zaman eki kullanıyorum, çünkü hayat bazen dik başlılığını göstermeyi biliyor. Oturup bir şeylerin planını yaparken, tutacağımıza inandığımız sözler verirken, hayatın bize nasıl bir yumruk atacağını hesaba katmıyoruz.

Şu an saat gecenin ikisi ve ben bu yazıyı olabildiğince kısa tutmak istiyorum, çünkü bazı olayların ağırlığı birkaç kelimeyle bile insanın içini sızlatabilirken, cümleleri uzun tutmanın bir faydası olduğunu düşünmüyorum.

Bundan birkaç saat önce hiç tanımadığım bir insanın başına gelen olay, bütün hayatıma etki edecek bir takım düşüncelere dalmama sebep oldu. Sanırım acı, düşünceleri olgunlaştırmak konusunda çok büyük bir etken.

Hayatınızın kıyısından böyle bir acının geçmemesini dileyerek, kısaca olaya değinmek istiyorum. 18-19 yaşlarında bir genç, feci bir soba faciası ve doktorların çokta umutla bakmadığı bir beden… Parmağımızın ucu yansa, ufacık bir yer olmasına rağmen sızısından duramayız. Bedeni çok güçlü olan bir insan bile, vücudunun her noktasını kaplayan bir acıya dayanamazken en deli çağında olan bir çocuk… İşte bunu düşündükçe, gözüme uyku girmiyor. Çünkü 18 yaşında hiçbir gencin hayalinde böyle bir sahnenin var olduğunu düşünmüyorum.

Tam da böyle zamanlarda, doktorların umudunun kalmadığı yerde, planlarımda var olmayan ama yaşayacağımdan emin olduğum son geliyor aklıma. Hayatın, geri sayım sonrası nakavt eden o son yumruğu…

Hepimiz farklı inanışlara, farklı yaklaşımlara sahip olabiliriz. Hayatın sona erdiği o “anı” nasıl tanımlarsak tanımlayalım, hissettirdiği duygunun ortak olduğunu düşünüyorum. Hele ki herhangi bir zamanda hayatlarımızın kesişmesiyle tanıdığımız insanlara denk gelmiş bir yumruksa, rüzgarının etkisinden uzun süre çıkamıyoruz. Bu yüzden hayatımızdaki tek kesin sonun farkında olarak hareket etmekte fayda olduğunu belirtmek istedim. Karşındakini kırdığında telafi edecek bir fırsatının olmayabilir ya da ertelediğin çoğu şeyi gerçekleştiremeyebilirsin. Belki de bu sebepten başladığımız her günün sevgi, saygı ve umut dolu olması için çabalamalıyız.

Nasıl ki uykuya dalarken uyanmayı beklediğimiz yarınlar birer umut barındırıyorsa, benim de doktorların umutsuz olduğu yerde umudum var. Acın yok, yüreğin ferah olsun çocuk… En kısa zamanda toparlaman tek dileğim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Yazılar

Ağacın Gölgesinde Bir Tahterevalli

Uzun zamandır sesim soluğum çıkmıyordu, buraları da bir hayli boşladım. Farkındayım… İç sesimin kavgası mı desem yoksa hayatımın içinde bulunduğu…

Bambaşka Hayatlara Aralanan Kapılar

Bunca zamandır yazı yazmadım, derdim neydi acaba diye sebep ararken kendimi bu başlıkta buluverdim. Sessizliğimin sebebi kesinlikle kitaplardı. Bende oturdum,…

Kadın

Adına şarkılar yazılmış, yaşantısı dizilere, filmlere konu olmuş nice kadın. Var oluşu kimine göre bir nimet sayılırken, kiminin gözünde de…

Salyangozlar da Skolyoz Mu?

Mükemmel bir başlıkla sizi 10 yıl öncesine götürüyorum. Hazır mısınız? Bir bayram günü, bütün aile toplanmışken uykunun tatlı kollarından ayrılamayan…